Deniz Kaplumbağaları

 

denez kaslumbagaları

Deniz kaplumbağası, denizlerde yaşar. Sırt tarafı kırmızımsı kahverengi alt tarafı ise beyazımsı açık sarı renklidir. Bacakları yüzmeye yarayacak şekilde kürek biçimi almıştır dış kenarlarında en fazla 2 tırnak bulunur. Yumurtalarını gece kumsallarda açtıkları çukurlara gömerler. Bir defasında 100 yumurta bırakabilir. Yavrular 2 aylık kuluçka döneminden sonra gece vakti yumurtadan çıkarak denize giderler. Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için koruma altındadır.Akdeniz sahillerine yayılmıştır. En önemli yumurtlama bölgelerinden biri Köyceğiz Dalyan sahilidir. Bu arada kaplumbağaların soyunun tükenmesi avlanma ve ışık kirliliğinden kaynaklanır. Yavruları ışığı takip ederek karaya gelir. Susuz kaldıkları için ölürler. Avlanmak da sayılarını azaltır. Dişi deniz kaplumbağaları yumurtlamadan önce sahile 2000 km ötede olsa dahi yumurtadan çıktığı sahile yüzerek gitmektedir

DENİZ KAPLUMBAĞALARI Deniz kaplumbağaları ise yalnızca çiftleşme zamanı karalara yaklaşırlar Ancak yumurtlamak için deniz kıyılarına çıkarlar ve genel olarak hayatlarının tamamı denizlerde geçer Bu yüzdendir ki ayaklarının yüzmeye uygun palet benzeri şekil değişikliğine uğradığı görülmektedir Tırnaklardan bir veya iki tanesi kalmıştır Kabukları ise kayık benzeri uzun bir şekil almış baş ve ön ayakların bulunduğu yerden kabuk daha geriye çekilmiştir

 

Deniz kaplumbağaları dünyanın genellikle orta ve tropikal bölgelerine yakın denizlerinde yaşamalarını sürdürürler Ülkemizde de Akdeniz ve Ege Kıyılarında yumurtlama zamanı görülmektedirler Deniz kaplumbağalarının yuvalanması için iklim kadar uygun kumsallarında olmasına bağlıdır Ülkemizde Dalyan, Dalaman, Fethiye, Patara, Kumluca, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa, Göksu Deltası, Kazanlı, Akyatağan ve Samandağda yumurtlama plajları mevcuttur

kaplumbağaları. Dünya üzerinde 90 milyon yılı aşkın süredir yaşayan, zamanı ve sınırları aşmış nadir deniz canlıları. En eski fosil kayıtları yaklaşık 230 milyon yıl öncesine kadar dayanan bu çok farklı sürüngenlerin dünya denizlerinde yaşayan sekiz türü bulunmakta. Bu canlılar, sıra dışı özellikleri nedeniyle birçok kültürde uzun yaşam, üretkenlik, dayanıklılık ve kötülüklerden korunmanın sembolü olmuş, saygı duyulan ve geleneklere yansıyan canlılar arasına girmiş. Avusturalya’nın Aborjinlerinden, Asyalılara, Afrika’nın kıyı halklarına, Orta ve Güney Amerika ve Akdeniz’e kadar pek çok insan topluluğu arasında bu canlılar kendilerine özel bir yer edinmiş.

 

File:Green turtle.JPG

Bu canlıların, denizlerdeki besin zinciri içinde önemli bir yeri bulunmakta. Denizanası, sünger, alg, denizçayırları ve kabukluları yiyerek beslenen denizkaplumbağalarının hayatlarının hemen hemen tüm safhasının hayrete düşürecek bir yönü var.

Yuvalama safhası, denizkaplumbağalarının karayla buluştukları tek zaman sürecini oluşturmakta. Yuvalamak için kumsala gelen dişilerin bıraktıkları yumurtalar ve yumurtadan çıkan yavrular, kumsaldaki yengeç, çakal, deniz kuşları gibi çok sayıda canlının besin kaynakları arasında yer alıyor. Bu nedenle, bir denizkaplumbağası için hayatın en zor safhasını belki de yumurtadan ilk çıktığı anla, denize ulaştığı ana kadar geçen kısa zaman dilimi oluşturuyor. Bu safhada, kaplumbağaların büyük kısmı daha denize ulaşamadan yaşamlarını kaybediyor. Büyük sınav geçen az sayıdaki kaplumbağa içinse, çoğu denizde geçecek olan uzun bir hayat başlıyor.

Denize ulaştıktan sonra yavru deniz kaplumbağaları sudaki akıntılara bırakıyor kendini. Gençlik dönemine kadar süren ve “kayıp yıllar” olarak adlandırılan bu safha hakkında detaylı bilgiler olmamakla birlikte, bu süreyi kıyıya yakın körfez, nehir ağızları ve haliçlerde geçirerek beslendikleri ve büyüdüklerini gösteren çalışmalar bulunuyor.

Bugün dünya denizlerinde yaşayan sekiz tür denizkaplumbağasının tamamı, ne yazık ki nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan türler arasında yer almakta. Bu yok oluşun arkasında denizkaplumbağalarının etlerinin ve yumurtalarının uzun yıllar besin olarak tüketilmiş ve kabuklarının süs eşyası olarak kullanılmış olması yer alıyor. Bali gibi birçok tropikal bölgede denizkaplumbağası etinin mutfaklarda geleneksel bir yeri bulunuyor. Zaman zaman “çorba kaplumbağası” olarak da nitelendirilen yeşil deniz kaplumbağaları (Chelonia mydas), adını aldığı yeşil et ve yağlarının besin olarak kullanılmasından dolayı tüm dünyada aşırı avlandı ve dünyanın pek çok bölgesinde neredeyse tümüyle yok oldu.

File:Chelonia mydas got to the surface to breath.jpg

Kaplumbağaların yumurtalarını bıraktıkları kumsalların ikinci konutlar, oteller, kum çıkarımı gibi nedenlerle insan kullanımına açılması bu nadir canlıların karada geçen kısa hayatlarını zorlaştıran en büyük tehditler arasında yer alıyor. Her geçen gün gelişen balıkçılık endüstrisi de özellikle son yirmi yıldır kaplumbağaların denizdeki yaşamlarını dolaylı olarak olumsuz yönde etkilemeye başladı.

Denizkaplumbağaları, düzenli aralıklarla deniz yüzeyine çıkıp hava soluyarak yaşayan canlılar. Ancak balıkçılık için kullanılan ağlara tesadüfi olarak takıldıklarında, nefes almak için su yüzeyine çıkamıyor ve boğuluyorlar. Türkiye’de ve dünyada, karides trolleri, paraketeler ve uzatma ağlarına takılarak ölen kaplumbağa ve diğer hedeflenmeyen eniz canlılarının miktarı her geçen gün artıyor.
Denizkaplumbağalarının beş türü Amerika Birleşik Devletleri sularında yaşamakta. 1970′li yıllarda, denizkaplumbağalarının karides trollerinin ağlarına takılarak boğulmalarının ciddi bir sorun olduğu belirlendikten sonra, 1980 yılında Ulusal deniz Balıkçılığı Bölümü (National Marine Fisheries Service-NMFS) bu probleme bir çözüm önerisi getirmiş. Bu öneri, “Kaplumbağa Dışlama Cihazı-TED Sistemi” olarak adlandırılıyor. Sistem, karides trollerine monte edilen bir tür ızgara ve karideslerin ağın içinde kalmasını, ancak denizkaplumbağalarının ağın dışına çıkmalarını sağlıyor. 1987′ye kadar yılda 47 bin 973 denizkaplumbağasının karides trollerinin ağlarına takıldığı ve bunların 11 bin 179′unun boğulduğu tahmin ediliyordu. Bunun üzerine, “Kaplumbağa Dışlama Cihazı” adı verilen ızgaraların beş ayrı tasarımı uygulamaya kondu ve gönüllü karides trolcüleri ile ilk denemeler gerçekleştirildi. Denemeler sonucunda, sistemin başarılı sonuç verdiği görüldü. TED Sistemi, denizkaplumbağalarının deniz ortamında korunmasına yardımcı olmak üzere 1989 yılı sonundan itibaren yasal bir zorunluluk olarak ABD sularında avlana karides trolcüleri tarafından kullanılmaya başlandı. Aynı sistemin Türkiye’de de kullanılması için gerekli ön çalışmalar, Türkiye Doğal Hayatı koruma Derneği(DHKD) tarafından 1995 ve 1998 yılları arasında Doğu Akdeniz’deki Karataş sahillerinde yürütülen bir pilot proje kapsamında gerçekleştirildi. Bu projenin sonuçları geçtiğimiz yıllarda yöredeki balıkçılar ve Ege Üniversitesi tarafından uygulandı. Doğu Akdeniz’deki trol balıkçılığının deniz kaplumbağaları üzerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla yürütülen proje, bu konuda Akdeniz ölçeğinde gerçekleştirilen ilk sistemli çalışma oldu.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında iki tür denizkaplumbağasının düzenli olarak yuvaladığını göstermekte: Denizkaplumbağası(Caretta caretta) ve yeşil denizkaplumbağası(Chelonia mydas). Yunanistan ve Kıbrıs, kuzey Akdeniz’de denizkaplumbağalarının yuvaladıkları diğer başlıca ülkeler. Libya, Mısır ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinde yapılan gözlemler sonucunda bu ülkelerde yuvalamanın yüksek sayıda olduğu rapor edilmişse de, Libya başta olmak üzere Kuzey Afrika’da henüz uzun soluklu bir denizkaplumbağası koruma çalışması yapılmamış. Tunus’un Gabez Körfezi ise özellikle Caretta caretta’nın önemli beslenme alanlarından biri olarak biliniyor. Denizkaplumbağalarının kaç yıl yaşadıklarına dair kesin bir veri olmamakla birlikte, 50-60 yıl kadar yaşadıkları tahmin ediliyor. Erginliğe erişen deniz kaplumbağalarının uzun ömürleri boyunca yumurtadan çıktıkları kumsala geri dönerek kendi yumurtalarını da buraya bıraktıkları biliniyor. Aynı davranış biçimi beslenme alanları için de geçerli.

Yeşil denizkaplumbağası(Chelonia mydas), ürediği alanlar ile temel besini olan deniz bitkileri ve denizçayırlarının bulunduğu sığ sular arasında uzun yolculuklar yapıyor. Örneğin Brezilya kıyılarından, Atlas Okyanusu’nun ortasında bulunan minicik Ascension Adası arasında 2 bin kilometrelik mesafeyi kat ettiği biliniyor. Caretta caretta’nın üreme mekanı genellikle subtropikal alanlar. Zoologlar, Japonya’da yumurtadan çıkan Caretta caretta’ların, beslenmek için Büyük Okyanus’u iki yıl gibi bir sürede geçerek Meksika’daki Baja California’ya kadar ulaştıklarını belirtmişler.

Deri sırtlı denizkaplumbağası(Dermochelis coriacea), dünya denizlerinde yaşayan denizkaplumbağaları arasında en büyük olan tür. Boyu yaklaşık üç metreye, ağırlığı ise 750 kiloya ulaşabiliyor. Beyaz beneklerle kaplanmış siyah ve pürüzsüz deri sırtı nedeniyle, bu tür için balıkçılar tarafından “deri ceket giymiş” tanımlaması kullanılıyor. Türün Akadeniz’de görüldüğüne dair birkaç kayıt bulunmakta ve bunların bir bölümü Türkiye’den yapılan kayıtlardan oluşuyor. 1994 yılında Hurma Boğazı’nda karaya vurmuş bir adet deri sırtlı denizkaplumbağası Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Karataş(Adana) İlçe Müdürlüğü yetkilileri tarafından bulunmuş ve örgütlenmiş. 1997 yılında Burhaniye-Ören’de karaya vuran bir deri sırtlı denizkaplumbağası Tahtakuşlar Yerel Doğa Müzesi’nde sergilenmekte.

Caretta caretta ve Chelonia mydas’ın, 1988 yılında Türkiye Akdeniz kıyılarında belirlenmiş ve resmi olarak kabul edilmiş 17 önemli üreme kumsalı (Ekincik, Dalyan, Dalaman, Fethiye, Patara, Kale, Kumluca, Tekirova, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa, Anamur, Göksu Deltası, Kazanlı, Aktayan, Samandağ) bulunmakla birlikte, özellikle son yıllarda yapınla gözlem ve alan çalışmaları sonucunda Çıralı ve Alata gibi 17 alan arasında yer almayan ancak denizkaplumbağaları tarafından yuvalama kumsalı olarak kullanılan yeni alanların da varlığı ortaya çıkarıldı. Öte yandan İskenderun Körfezi’nde Yumurtalık Lagünleri, denizkaplumbağalarının önemli kışlama alanlarından biri olarak biliniyor. Türün yuvaladığı kumsallar aynı zamanda birçok kumul bitkisi ve deniz kuşunun da yaşam alanları.

1960′lı yıllar kadar Türkiye’de denizkaplumbağalarının sayıları ile ilgili yazılı verilere rastlanmamakta. Bilimsel bir araştırma raporu olmamakla birlikte, 1952-1965 yılları arasında sadece Mersin kıyılarında yaklaşık 15 bin denizkaplumbağasının yakalanarak İskenderun’da bulunan bir firma aracılığıyla Avrupa’ya gönderildiği belirtilmekte. 1960′ların ortalarında Mersin’deki populasyonun azalması nedeniyle avcılığın Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin arasında kalan Adana bölgesine kaydığı da kayıtlara geçmiş. 1965 yılı Mayıs ayında bu yeni avcılık bölgesinde her gün 100 ve üzerinde denizkaplumbağasının avlandığı ve avlanan bireylerin yeşil denizkaplumbağası olduğu biliniyor.

<<(Named Anchor Bu Noktada) Türkiye’de bu konudaki sistemli koruma çalışmaları 1978 yılında Dünya Doğayı Koruma Vakfı(WWF) ve Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin(IUCN) destekleriyle başladı. 1986 yılında Muğla/Dalyan’da yapılması planlanan büyük bir turizm yatırımının, başta Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği(DHKD) olmak üzere ulusal ve uluslararası ilgili birçok kişi ve kurumun desteğiyle yürütülen kampanya sonucunda iptal edilmesi, deniz kaplumbağalarının doğa koruma çalışmalarının sembolü haline gelmesine neden oldu. 1988 yılında yine WWF’in desteğiyle Muğla-Kuşadası ile Samandağ arasında kalan kıyı şeridinin 2 bin 456 kilometrekarelik bölümü denizkaplumbağalarının yuvalamaları açısından incelendi ve yukarıda listelenen 17 önemli denizkaplumbağası yumurtlama alanı belirlendi. Bu öncü çalışmalar, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği(DHKD), WWF-Türkiye, Dokuz Eylül, Hacettepe, Ege, Akdeniz, Pamukkale, Adnan Menderes üniversiteleri, Çevre Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklar, yerel karar vericiler ve önemli alanlarda yaşayan halkın katılımlarıyla gittikçe büyüyen bir kitle tarafından devam ettirilmekte.

Türkiye’de denizkaplumbağalarının avcılığı ve toplanması, 1973 yılından itibaren yasaklanmış olmakla beraber bu nadir canlıların nesli tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi tehdit altında. Yuvalama alanlarının turizm yatırım ve ikinci konut alanlarına dönüşmesi, kıyılardaki plansız yapılaşma, kaçak kum alımının neden olduğu kıyı erozyonu ve kaplumbağaların tesadüfi olarak ağlara takılmaları bu canlıların yüz yüze geldikleri en büyük sorunlar. Akdeniz’de bilinen sayılı kışlama alanlarından biri olan İskenderun Körfezi’ndeki sanayi kuruluşlarının çoğalması ile deniz kirliliğinin de ortaya çıkması, bu nadir canlıların karşılaştıkları diğer bir sorun.

Denizkaplumbağalarının varlıklarını sürdürebilmesi için, yuvalama kumsalları ve kışlama alanlarındaki insan etkisinin en aza indirilmesi kısa vadede en etkili çözüm olarak görülüyor. Öte yandan, denizkaplumbağaları göçmen türler olduğundan bu canlıları korumada başarıya ulaşabilmenin temel koşullarından biri de bölgesel, çokuluslu ve uzun dönemli koruma programları oluşturmak ve uygulamak.

Denizkaplumbağalarının yeryüzünden tümüyle yok olması, hem milyonlarca yıllık bir geçmişin, hem de bu etkileyici canlıları yaşamın olağan bir parçası olarak gören bütün kültürlerin yara alması anlamına gelecek. Anadolu, üzerinde milyonlarca yıldır özgürce dolaşan bu canlıların kaybolmasıyla, aslında biraz daha kaybedecek. Bizler denizkaplumbağalarını sonsuza kadar koruyabilme veya onları kısa sürede yok etme gücüne sahibiz. Gücümüzü nasıl kullanacağımıza karar vermeden önce bir daha sormamız gerekiyor; Onlar 90 milyon yıldır Anadolu’da yaşıyor, ya biz?Yazı: Ayşe Oruç / WWF-Türkiye Yeşil Atlas – Sayı: 5 – Aralık 2002 ekleyen altay akalın bunları ekleyen:altay akalın.sitenize yardım etmek güzel birşey

Related posts:

  1. Deniz Kaplumbağalarına Yardım Eli
  2. Deniz Camının Soyu Tükeniyor
  3. Deniz
  4. Jaguar
  5. Pırıltı Hevesleri

Leave a Reply